İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü (HIV) Enfeksiyonu

Etken:

Retroviridae içinde yer alan Lentivirinae alt-ailesinin üyesi olan zarflı bir RNA virüsüdür. Zarfında bulunan glikoproteinleri (gp 120 ve gp 41) ve kemokin reseptörleri aracılığı ile yardımcı T lenfositlerinin CD4 moleküllerine tutunarak içeri girerler ve lenfosit DNA'sına integre olurlar. Bu latent dönemde düşük düzeyli de olsa (günde bir milyar yeni viryon) replikasyon sürmekte, ancak tutulan lenfosit sayısı az olduğu için immünitenin kırılması ve klinik tabloların ortaya çıkmasına yol açamamaktadır. Gerçek anlamda immün yetmezlik tabloları, yani Edinsel İmmün Yetmezlik Sendromu (AİDS) ise lenfositlerin başka uyaranlarla aktive edilmesi ve alabildiğine replikasyonun gelişmesi ile meydana gelmektedir. Bu durumda, Yardımcı T lenfosit sayısı hızla azalmakta ve özellikle hücre içi patojenler başta olmak üzere, enfeksiyon etkenlerine karşı savaşımda yenik duruma düşülmektedir. Ölüm, fırsatçı enfeksiyonlar ve tümörlerden dolayı gelişmektedir.

Epidemiyoloji:

Dünyada 2000 yılına kadar en az 40 milyon olgu saptanmışsa da, gerçek sayının bunun iki katı olduğu sanılmaktadır. Olguların %70'i Sahraaltı Afrika'dandır. Ülkemizde ise bildirilmiş olgu sayısı 1.800 civarındadır. Başlıca bulaş yolları; 1) Cinsel temas: Olguların %70-80'inde saptanan en sık bulaş yoludur. Bunların çoğunluğunu heteroseksüel temas oluşturmaktadır. Tek bir heteroseksüel ilişki ile bulaş riski %0.3'tür. Bir başka CTBH varlığında bulaş riski artmaktadır. Tekrar ile vajinal ilişki sonucu kadına %20, kadından erkeğe %12; erkek homoseksüellerde pasif olana %27, aktif olana %5, aktif-pasif olana ise %61 bulaştığı belirlenmiştir. Erkekten kadına bulaşta özellikle virüsün yüksek yoğunlukta olduğu epididim ve prostat sekresyonlarının etkili olduğu, kadında ise özellikle enflame servikse ya da vajinaya çok miktarda mononükleer hücre göçünün kolaylaştırıcı etki gösterdiği bildirilmiştir. Sünnetsiz erkeklerde bulaş riski, sünnetlilerden en azından beş kat daha fazladır. a) Kan-kan ürünü ile bulaş: Olguların %15-20'sinde söz konusudur. Kazara enfekte penetran yaralanmalarda (iğne batması) bulaş şanssızlığı %0.3 olarak bulunmuştur. Sağlam mukozaya kan-kan ürünü teması ile ise bulaş çok nadiren (%0.05) gerçekleşebilmektedir. b) Anneden fetusa bulaş: Bulaşmış olguların sadece %5-10'unu açıklamıştır. Bulaş riskinin %30 olduğu kabul edilmektedir. Emzirme ile de bulaş gelişmektedir. Sosyal ilişkilerle horizontal bulaş gösterilmemiştir.

Hastalık tabloları:

Klinik özellikleri oldukça çeşitlidir ve kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Virüsün edinilmesini izleyen ilk ayın ortalarında ya da sonlarına doğru gelişen viremi sonucunda enfeksiyöz mononükleoz benzeri, yüksek ateş ve LAP ile seyreden bir tablo görülür (akut retroviral sendrom). Bulaştan sonraki 2-6. aylar arasında serokonversiyon (antikor gelişme) dönemi vardır. Bu dönem geçirildikten sonra, süresi bireyin immünitesine göre değişmek üzere, uzunca bir asemptornatik, latent enfeksiyon dönemi başlar. Dikkati çekecek özgün belirti ve bulguları olmaksızın, çoğunlukla sadece LAP ile seyreden bu dönemde uzun süreli LAP (inatçı, genel LAP-PGL) ile seyreden tablolar görülebilmektedir. Tümüyle kategori A olarak değerlendirilen bu dönem yıllarca (7-10 yıl) sürebilir. Bu dönemin sonunda, klinik AİDS gelişiminin yakınlaştığının habercisi olan kategori B semptomlan denen; listeriyoz, basiler anjiyomatoz, vulvovajinal kandidoz, zona ve saçlı oral lökoplaki gibi belirtiler belirmeye başlar. Bunlardan sonra gerekli tedaviler uygulanmaz ise olgu hızla AİDS (kategori C) tablosuna ilerler. Viral replikasyon hızlandıkça yardımcı T lenfosit sayısı hızla azalıp, mm3'de 200'ün altına düşer. Pneumocystis carinii pnömonisi, CMV reaktivasyonu, toksoplazmoz, iç organ mukozalarını tutan yaygın ve kronik mukokutanöz kandidoz gibi fırsatçı enfeksiyonlar ya da Kaposi sarkomu, primer beyin lenfoması gibi fırsatçı tümörler belirmeye başlar. Bu gelişimler immüniteyi daha da bozarak sonuçta ölüme götürürler.

Tanı


Bulaştan sonraki 2-4. haftalarda kanda HIV RNA'sı ya da proviral DNA belirlenebilir. Viral antijenlere karşı gelişen antikorların belirlenmesi ise 2.-6. aylarda mümkündür. Total Anti-HIV antikoru EIA ile araştırılabilir. Bunun doğrulanmasında Western Blot kullanılır. HIV enfeksiyonu olduğu bilinen bireyler periyodik olarak, CD4 sayısı 500/mm3 altında ise üç, üstünde ise altı ayda bir; kilo kaybı, fizik bakı, CD4/CD8 T lenfositleri oranları, viral yük, hematolojik parametreler, fırsatçı tümörler ve enfeksiyonlar açısından kontrol edilmelidir.

Tedavi


Önceleri anti-retroviral tedavi için CD4 sayısının 500/mm3 altına düşmesinin beklenmesi benimsenirken, günümüzde tanının konmasından itibaren tedaviye başlanması önerilmektedir. HIV, kullanılan ilaçlara hızla direnç geliştirebilme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle, üçlü kombinasyon tedavileri başlanmalıdır. Bu amaçla nükleozid reverse transcriptase inhibitörleri (NRTI) içinde yer alan iki ilaç ile özellikle bir proteaz inhibitörünün kombine edilmesi, uzun süreli viral baskılama sağlayabilmektedir. En çok kullanılanlar zidovudin+lamivudin+indinavir ya da ritonavir kombinasyonlarıdır. Proteaz inhibitörlerinin yağ metabolizmasını etkileyerek şekil bozukluklarına ve hiperlipidemiye yol açması ve çok sayıda tablet alınmasını gerektirmesi gibi sakıncaları bulunmaktadır.

Enfekte gebeler sezaryen ile doğurtulunca yenidoğana vertikal bulaş kısmen önlenebilmektedir. Buna rağmen, yenidoğanda ilk 8-12 saat içinde AZT profilaksisine başlanmalıdır. AZT, bebeğe bulaşı %60-70 önler. Bulaş olasılığını %30'dan <%10'a indirir. Daha önce tedavi altında bulunmayan HIV-1 enfeksiyonlu anneye travay sırasında, yenidoğana ise ilk 48 saat içinde bir non- nukleozid reverse transcriptase inhibitörü (NNRTI) olan nevirapin 2 mgAg dozda, tek doz uygulanırsa bulaşın %40-50 oranında önlenebildiği anlaşılmıştır. Doğum sonrasında bebekte en azından altı hafta AZT tedavisi sürdürülmelidir. Mümkün ise bebek anne sütü ile beslenmemelidir.

Özet : İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü ,HIV Virüsü Enfeksiyonu
Anahtar Kelimeler : aids hakkında ,Aids ,aıds, Aids Hakkında Kısa Bilgiler
     

Google'da Bizi En Çok Bu Kelimelerle Aradınız :
AİDS , AIDS , aıds , hiv , hıv , hıv virüsü , aids belirtileri , aıds ankara, ankara aids tedavisi, aıds tedavisi ankara

 
Kürtaj | Kürtaj Ankara | Kızlık Zarı | Kızlık Zarı Ankara | Kızlık Zarı Tamiri Ankara | Kadın Doğum Ankara | Gebelik Ankara | Vajen Estetiği Ankara | Vajinal Estetik Ankara | Kızlık Zarı Dikimi Ankara | Vajinusmus Ankara | Ankara Kürtaj | Ankara Kızlık Zarı
Tunalı Hilmi Cad. Bestekar Sk. 76/9 Kavaklıdere - ANKARA
Tel : 0312 466 39 29 - 467 10 37 - Faks : 0312 468 85 58 E-Posta: info@drmeltemerhan.com
Opr. Dr. Meltem Özdemir ERHAN - Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı. Tüm Hakkı Saklıdır.Copyright © 2011